Ara
percuter
01
çarpmak, çarpışmak
entrer en collision violente avec quelque chose/quelqu'un
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
hareket fiili
yardımcı fiil
avoir
1. tekil kişi
percute
1. çoğul kişi
percutons
gelecek zamanda 1. kişi
percuterai
şimdiki zaman ortacı
percutant
geçmiş zaman ortacı
percuté
imperfekt zamanda 1. çoğul kişi
percutions
Örnekler
L' avion a percuté la montagne dans le brouillard.
Uçak, sis içinde dağa çarptı.
02
anlamak, kavramak
comprendre soudainement ou réaliser quelque chose
Örnekler
Je n' ai toujours pas percuté son allusion.
Hâlâ imasını anlamadım.



























