haut
Pronunciation
/o/

"haut"kelimesinin Fransızca tanımı ve anlamı

haut
01

yüksek, yüce

situé à une grande distance du sol
haut definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
le plus haut
karşılaştırma derecesi
plus haut
derecelendirilebilir
eril tekil
haut
eril çoğul
hauts
dişil tekil
haute
dişil çoğul
hautes
Örnekler
Le mur est trop haut à escalader.
Duvar tırmanmak için çok yüksek.
02

yüksek, üst

placé dans la partie supérieure de quelque chose
haut definition and meaning
Örnekler
Il a placé le tableau en haut du mur.
O, tabloyu duvarın üst kısmına yerleştirdi.
03

yüksek, üst düzey

qui a une grande qualité, une grande valeur, ou une position importante dans une organisation ou une hiérarchie
haut definition and meaning
Örnekler
Elle a reçu une haute récompense pour son travail.
O, çalışması için yüksek bir ödül aldı.
Le haut
01

bluz, tişört

vêtement porté sur la partie supérieure du corps, souvent léger et sans manches
le haut definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
dilbilgisel cinsiyet
eril
çoğul biçim
hauts
Örnekler
Elle a choisi un haut sans manches pour la fête.
O, parti için kolsuz bir haut seçti.
02

yükseklik, irtifa

distance verticale entre une base et un point plus élevé
le haut definition and meaning
Örnekler
Ils ont construit la tour jusqu' à un haut record.
Kuleyi rekor bir yüksekliğe kadar inşa ettiler.
haut
01

yukarıda, yüksekte

à une position élevée dans l'espace
haut definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
Örnekler
Ils ont construit la maison haut sur la colline.
Onlar evi yüksek tepede inşa ettiler.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store