Ara
entamer
01
başlamak, girişmek
commencer quelque chose progressivement
Örnekler
J' ai enfin entamé la lecture de ce livre.
Sonunda bu kitabı okumaya başladım.
02
kullanmaya başlamak, tüketmeye başlamak
commencer à consommer ou utiliser quelque chose
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
yardımcı fiil
avoir
1. tekil kişi
entame
1. çoğul kişi
entamons
gelecek zamanda 1. kişi
entamerai
geçmiş zaman ortacı
entamé
imperfekt zamanda 1. çoğul kişi
entamions
Örnekler
Il a entamé son déjeuner avant tout le monde.
O, herkesten önce öğle yemeğini başlattı.
03
zarar vermek, hasar vermek
porter atteinte à quelque chose, diminuer sa valeur ou son intégrité
Örnekler
Cette décision risque d' entamer nos relations commerciales.
Bu karar, ticari ilişkilerimizi zedelemek riskini taşıyor.
04
bir parça almak, kesmek
prendre ou couper une partie d'un tout
Örnekler
Tu peux entamer le jambon, j' ai déjà sorti le couteau.
Jambonun bir kısmını kesmeye başlayabilirsin, bıçağı zaten çıkardım.



























