Ara
L'embarras
01
sıkıntı, mahcubiyet
situation difficile, gênante ou qui cause un problème
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
dilbilgisel cinsiyet
eril
Örnekler
L' entreprise est dans l' embarras à cause de ses dettes.
Şirket borçları yüzünden zor durumda.
02
trafik sıkışıklığı, trafik tıkanıklığı
accumulation de véhicules ou d'objets qui bloque le passage
Örnekler
L' accident a provoqué un embarras sur la route principale.
Kaza, ana yolda bir trafik sıkışıklığına neden oldu.
03
engel, zorluk
obstacle ou difficulté qui empêche d'agir facilement
Örnekler
Elle a trouvé un embarras dans son emploi du temps chargé.
Yoğun programında bir engel buldu.



























