aubergeavoir la gorge nouée
aubergeavoir la gorge nouée
auberge[n]

han,pansiyon

auberge de jeunesse[n]

gençlik yurdu,gençlik hosteli

aubergine[n]

patlıcan,patlıcan

aucun[det][pron]

hiçbir,hiçbiri • hiçbiri,kimse

audacieux[adj]

cesur,gözüpek

audience[n]

izleyici,seyirci

audio[n]

ses,audio

audiovisuel[n][adj]

görsel-işitsel sektör,görsel-işitsel endüstrisi • görsel-işitsel,audiovizüel

audit[n]
auditeur[n]

denetçi,hesap denetçisi

auditif[adj]
auditionner[v]

deneme yapmak,dinlemek

auditorium[n]

konferans salonu,dinleti salonu

augmentation[n]

artış

augmenter[v]

artırmak

aujourd'hui[adv]

bugün,bu gün

aumône[n]

sadaka,yardım

auparavant[adv]

önceden,eskiden

auprès[prep]

yakınında,yanında

auriculaire[n]

serçe parmağı,küçük parmak

ausculter[v]

dinlemek (tıbbi),stetoskopla muayene etmek

aussi[adv][conj]

de,ayrıca • bu nedenle,bu yüzden

austérité[n]
australie[n]
australien[adj][n]
autant[adv]
auteur[n]

yaratıcı,müellif

auteur-compositeur[n]

şarkı yazarı-besteci,söz yazarı-besteci

authentique[adj]
auto-stop[n]

otostop,yolculuk isteme

autobiographie[n]

otobiyografi,öz yaşam öyküsü

autobus[n]
autocar[n]

otobüs,şehirlerarası otobüs

autochtone[n][adj]

yerli,otokton • yerli,otokton

autocuiseur[n]

düdüklü tencere,basınçlı pişirici

autographe[n]

imza,otograf

automatique[adj]
automatiquement[adv]
automne[n]

sonbahar,güz mevsimi

automobile[n]
automobiliste[n]

otomobil sürücüsü,sürücü

autonome[adj]

özerk,bağımsız

autonomie[n]

özerklik,bağımsızlık

autorisation[n]
autoriser[v]

izin vermek,müsaade etmek

autorité[n]

otorite,yetki

autoroute[n]

otoyol,otoban

autoroutier[adj]
autrefois[adv]

eskiden,önceleri

autrement[adv]
autruche[n]

devekuşu,Afrika devekuşu

auxiliaire[adj][n]

yardımcı,tamamlayıcı • yardımcı,asistan

avalanche[n]

çığ,kar çığı

avaler[v]

yutmak,yutkunmak

avance[n]
avancé[adj]

ileri,gelişmiş

avancée[n]

ilerleme,gelişme

avancement[n]

ilerleme,gelişme

avancer[v]

ilerlemek,gelişmek

avant[prep][n][adv]

önce,öncesinde • ön kısım,ön taraf • önce

avant-bras[n]

önkol,dirsek ile bilek arasındaki kol bölümü

avant-cour[n]

ön bahçe,ön avlu

avant-garde[n]

avangart,öncü grup

avant-première[n]

gala gösterimi,özel gösterim

avant-toit[n]

saçak,çıkma

avantage[n]
avare[adj]

cimri,eli sıkı

avatar[n]

avatar,enkarne

avec[prep][n]

ile • Kendi İletişim Ekipmanını Getir (BYOCE),Kendi Kişisel İletişim Araçlarınızı Getirin

avec plaisir[adv]

memnuniyetle,zevkle

avenant[adj][n]
avènement[n]

tahta çıkma,iktidara geliş

avenir[n]

gelecek,istikbal

aventure[n]

macera,serüven

aventurier[n]
avenue[n]

bulvar,cadde

avérer[v]

kanıtlanmak,ortaya çıkmak

averse[n]

sağanak,şiddetli yağmur

aversion[n]

nefret,tiksinme

avertir[v]
avertissement[n]

uyarı,ikaz

aveu[n]

itiraf,ikrar

aveugle[adj]

kör,görmeyen

aveugler[v]

kör etmek,gözünü kamaştırmak

avion[n]

uçak,tayyare

aviron[n]

kürek,palet

avis[n]

görüş

avocat[n]

avokado,timsah armudu

avoine[n]

yulaf,yulaf

avoir[v][n]

sahip olmak,elde etmek • varlık,mal

avoir bonne mémoire[phrase]
avoir de l'allure[phrase]
avoir de la classe[phrase]
avoir des idées noires[phrase]
avoir du cran[phrase]
avoir du pain sur la planche[phrase]
avoir du pot[phrase]
avoir l'air[phrase]
avoir l'impression de[phrase]
avoir la gorge nouée[phrase]
LanGeek
Uygulamayı İndir