Apuro
[gender: masculine]
01
zorluk, sıkıntı
situación de problema, carencia o inconveniente
Örnekler
Durante la tormenta, tuvieron muchos apuros para llegar a casa.
Fırtına sırasında, eve varmak için çok zorluk yaşadılar.
02
mahcubiyet, utangaçlık
situación que provoca vergüenza o incomodidad
Örnekler
Me da un apuro admitir que no sabía la respuesta.
Cevabı bilmediğimi itiraf etmek beni utandırıyor.
03
zor durum, sıkıntı
situación complicada o urgente que requiere resolución rápida
Örnekler
El apuro financiero lo hizo buscar un préstamo rápido.
Mali sıkıntı onu hızlı bir kredi aramaya itti.



























