Ara
alarmar
01
alarm vermek, endişelendirmek
causar miedo, preocupación o inquietud en alguien
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
öbeksi
eylem fiili
düzenli
ayrılamaz
1. tekil kişi
alarmo
3. tekil kişi
alarma
şimdiki zaman ortacı
alarmando
basit geçmiş zaman
alarmó
geçmiş zaman ortacı
alarmado
Örnekler
Las discrepancias en los informes alarmaron a los inversores.
Raporlardaki tutarsızlıklar yatırımcıları alarm etti.
02
alarm vermek, uyarmak
avisar o advertir sobre un peligro o situación
Örnekler
El oficial alarmó a los conductores sobre el derrumbe en la carretera.
Görevli, yoldaki heyelan hakkında sürücüleri alarm vererek uyardı.
03
alarm olmak
sentir miedo, preocupación o inquietud
Örnekler
Se alarmaron al ver la cantidad de humo en la cocina.
Mutfaktaki duman miktarını görünce alarm verdiler.



























