Ara
acentuar
01
vurgulamak, belirtmek
dar énfasis o importancia a algo
Örnekler
Debes acentuar las ideas principales en tu presentación.
Sunumunuzdaki ana fikirleri vurgulamalısınız.
02
vurgulamak, vurgu yapmak
dar énfasis a una sílaba en la pronunciación de una palabra
Örnekler
Es importante acentuar bien para evitar confusiones.
Karışıklıkları önlemek için iyi vurgulamak önemlidir.
03
vurgulanmak
tomar o recibir el acento prosódico una sílaba o palabra
Örnekler
No todas las palabras se acentúan en la misma posición.
Tüm kelimeler aynı konumda vurgulanmaz.
04
belirginleşmek, keskinleşmek
hacerse más evidente o destacado un rasgo o situación
Örnekler
La desigualdad se acentúa en las grandes ciudades.
Eşitsizlik büyük şehirlerde belirginleşir.



























