Ara
Inconvenience
01
zahmet, rahatsızlık
difficulties caused by something that makes one irritated or uncomfortable
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
inconveniences
Örnekler
The broken elevator was an inconvenience for the elderly residents living on the upper floors.
Bozuk asansör, üst katlarda yaşayan yaşlı sakinler için bir sıkıntıydı.
02
rahatsızlık, sıkıntı
the state or quality of being not useful, suitable, or convenient
Örnekler
The outdated software is an inconvenience in modern workflows.
Eski yazılım, modern iş akışlarında bir sakınca oluşturur.
to inconvenience
01
zahmet vermek
to cause someone or something difficulty, discomfort, or trouble
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
inconvenience
3. tekil kişi
inconveniences
şimdiki zaman ortacı
inconveniencing
basit geçmiş zaman
inconvenienced
geçmiş zaman ortacı
inconvenienced
Örnekler
The broken elevator inconvenienced the tenants for several days.
Bozuk asansör, kiracıları birkaç gün boyunca rahatsız etti.
Leksikal Ağaç
inconvenience
convenience
convene



























