horizontal
ho
ˌhɒ
ho
ri
ri
zon
ˈzɒn
zon
tal
təl
tēl

"horizontal"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

horizontal
01

yatay

positioned across and parallel to the ground and not up or down 
horizontal definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
most horizontal
karşılaştırma derecesi
more horizontal
derecelendirilebilir
Örnekler
The table was adorned with horizontal stripes. 

Masa, yatay çizgilerle süslenmişti.

02

yatay, yanal

relating to or involving individuals or entities of equal status or position 
Örnekler
The company focused on horizontal partnerships to expand its market share. 

Şirket, pazar payını genişletmek için yatay ortaklıklara odaklandı.

Horizontal
01

yatay, yatay çizgi

a line, plane, or position that is level and parallel to the horizon 
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
horizontals
Örnekler
The artist sketched a clear horizontal to define the landscape's base. 

Sanatçı, manzaranın tabanını tanımlamak için net bir yatay çizdi.

02

yatay, yatay çizgi

anything that is positioned parallel to the ground 
Örnekler
The player noticed a tear in one of the horizontals of his racket. 

Oyuncu, raketinin yatay kısımlarından birinde bir yırtık fark etti.

Leksikal Ağaç

horizontality
horizontally
horizontal
horizon
App
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store