Ara
Heap
01
yığın
a large number of objects thrown on top of each other in an untidy way
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
heaps
Örnekler
She left a heap of books on the desk, not bothering to organize them.
Masada bir yığın kitap bıraktı, onları düzenlemeye zahmet etmedi.
02
epeyce
a lot of something; a large amount of something
03
hurda, çürük araba
a car that is old and unreliable
to heap
01
yığmak, biriktirmek
to pile or gather things in a disorderly or untidy manner
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
heap
3. tekil kişi
heaps
şimdiki zaman ortacı
heaping
basit geçmiş zaman
heaped
geçmiş zaman ortacı
heaped
Örnekler
The children enthusiastically heap their toys into a colorful pile in the corner of the playroom.
Çocuklar coşkuyla oyuncaklarını oyun odasının köşesinde renkli bir yığın haline getirirler.
02
yığmak, biriktirmek
bestow in large quantities
03
yığmak, taşacak kadar doldurmak
fill to overflow



























