Ara
gummy
01
yapışkan, cıvık
having a sticky quality, often resembling a gel-like texture
Örnekler
His fingers were gummy from the spilled syrup on the table.
Masadaki dökülen şuruptan dolayı parmakları yapış yapış olmuştu.
02
dişsiz, görünür dişleri olmayan
lacking teeth or having no visible teeth
Örnekler
She often joked about her gummy appearance when she lost a tooth.
Bir dişini kaybettiğinde, dişsiz görünümü hakkında sık sık şaka yapardı.
Gummy
01
sakız, jelibon
a type of candy that is chewy and often flavored, typically made from gelatin
Örnekler
The birthday party had a large bowl of assorted gummy for guests to enjoy.
Doğum günü partisinde misafirlerin keyif alması için büyük bir kase çeşitli sakızlar vardı.
02
kenevirli sakız şeker, esrar katkılı jelibon
a chewy, candy-like edible infused with cannabis
Örnekler
They shared a gummy and then watched cartoons all night.
Bir sakız şekeri paylaştılar ve sonra bütün gece çizgi film izlediler.
Leksikal Ağaç
gumminess
gummy
gum



























