Ara
to glower
01
ters ters bakmak
to look or stare at someone angrily
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
glower
3. tekil kişi
glowers
şimdiki zaman ortacı
glowering
basit geçmiş zaman
glowered
geçmiş zaman ortacı
glowered
Örnekler
She glowered in frustration when her computer froze again.
Bilgisayarı tekrar donduğunda, hayal kırıklığı içinde öfkeyle baktı.
02
sert bir bakışla bakmak, gözlerini dikmek
look at with a fixed gaze
Glower
01
öfkeli tavır
a sullen, angry or aggressive stare
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
glowers
Örnekler
He gave the intruder a menacing glower.
Davetsiz misafire tehditkâr bir bakış attı.
Leksikal Ağaç
glowering
glower



























