Ara
glittering
01
ışıltılı
shining brightly, often with small flashes of light
Örnekler
The glittering dewdrops on the grass shimmered in the morning sunlight.
Çimlerin üzerindeki parıldayan çiy damlaları sabah güneşinde pırıldıyordu.
Örnekler
The gala was a glittering affair, with extravagant decorations and a star-studded guest list.
Gala, gösterişli dekorasyonları ve yıldızlarla dolu konuk listesiyle parıltılı bir etkinlikti.



























