Ara
Garnish
01
garnitür
a decorative or flavorful element added to a dish to enhance its visual appeal or taste.
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
garnishes
Örnekler
The dessert was beautifully presented with a garnish of chocolate shavings on top.
Tatlı, üzerinde çikolata kırıntılarından oluşan bir garnitür ile güzelce sunulmuştu.
02
süs, dekorasyon
any decorative element added to an object, item, or surface for embellishment or adornment
Örnekler
Curtains with tassels served as a garnish in the room.
Püsküllü perdeler odada bir süs olarak hizmet etti.
to garnish
01
süslemek (yiyecek), donatmak
to make food look more delicious by decorating it
Transitive: to garnish food
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
garnish
3. tekil kişi
garnishes
şimdiki zaman ortacı
garnishing
basit geçmiş zaman
garnished
geçmiş zaman ortacı
garnished
Örnekler
She garnished the salad with cherry tomatoes and fresh herbs.
Salatayı kiraz domates ve taze otlarla süsledi.
02
haciz koymak, kesinti yapmak
to legally take a portion of someone's income or wages to pay off a debt or claim
Transitive: to garnish one's income or wages
Örnekler
The creditor garnished his wages to recover the overdue loan.
Alacaklı, gecikmiş krediyi geri almak için maaşını haciz etti.



























