Ara
to gape
01
ağzı açık bakmak
to stare with one's mouth open in amazement or wonder
Intransitive: to gape | to gape at sth
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
gape
3. tekil kişi
gapes
şimdiki zaman ortacı
gaping
basit geçmiş zaman
gaped
geçmiş zaman ortacı
gaped
Örnekler
They were gaping at the historical artifacts in the museum.
Müzedeki tarihi eserlere ağızları açık bakıyorlardı.
02
açılmak, aralamak
(of an opening or gap) to be or become open
Intransitive
Örnekler
The overstuffed suitcase began to gape at the seams under the weight of its contents.
Aşırı dolu valiz, içindekilerin ağırlığı altında dikiş yerlerinden açılmaya başladı.
Gape
01
ağzı açık bakış, hayret bakışı
a stare of amazement (usually with the mouth open)
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
gapes
02
ağzı açık kalma, şaşkın bakış
an expression of openmouthed astonishment



























