freezing
Pronunciation
/ˈfrizɪŋ/

"freezing"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

freezing
01

dondurucu

regarding extremely cold temperatures, typically below the freezing point of water
freezing definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
şimdiki ortaç sıfatı
niteliksel
üstünlük derecesi
most freezing
karşılaştırma derecesi
more freezing
derecelendirilebilir
Örnekler
The freezing temperatures in the winter made it difficult to go outside.
Kışın dondurucu sıcaklıklar dışarı çıkmayı zorlaştırıyordu.
1.1

donmuş, dondurucu soğuk

(of a person) feeling intensely cold
Örnekler
They were freezing and rushed to find warmth.
Donuyorlardı ve ısınmak için acele ettiler.
Freezing
01

donma, donma noktası

the specific point at which a liquid turns into a solid due to low temperatures
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılamaz
Örnekler
They recorded the freezing as a crucial step in the cooling process.
Soğutma sürecinde kritik bir adım olarak donmayı kaydettiler.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store