fray
fray
freɪ
frey
British pronunciation
/fɹˈe‍ɪ/

"fray"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

Fray
01

gürültülü kavga

a loud, disorderly quarrel or brawl involving multiple people
example
Örnekler
He was injured in the fray, caught between flying fists and broken bottles.
O, kavga sırasında yaralandı, uçuşan yumruklar ve kırık şişeler arasında kaldı.
to fray
01

aşındırmak

to unravel or become worn at the edges, typically as a result of continuous use or friction
example
Örnekler
While hiking, the strap on her backpack was fraying, so she reinforced it with duct tape.
Yürüyüş yaparken, sırt çantasının kayışı aşınıyordu, bu yüzden onu koli bandıyla güçlendirdi.
02

yıpranmak, sinirleri gerilmek

to become irritable due to prolonged stress
example
Örnekler
The long journey left everyone exhausted and emotionally frayed.
Uzun yolculuk herkesi bitkin ve duygusal olarak yıpranmış bıraktı.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

stars

app store