Ara
frantic
01
aşırı heyecanlanmış
greatly frightened and worried about something, in a way that is uncontrollable
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
most frantic
karşılaştırma derecesi
more frantic
derecelendirilebilir
Örnekler
She became frantic when she couldn't find her child in the crowded mall.
Kalabalık alışveriş merkezinde çocuğunu bulamayınca çılgına döndü.
02
çılgın, telaşlı
done in a hurried, agitated, or disorganized manner
Örnekler
They made a frantic effort to finish the project on time.
Projeyi zamanında bitirmek için çılgınca bir çaba gösterdiler.



























