Ara
frantically
Örnekler
We packed our bags frantically as the storm moved in.
Fırtına yaklaşırken çantalarımızı çılgınca topladık.
02
çılgınca, umutsuzca
in a highly emotional and panicked way due to fear, anxiety, or distress
Örnekler
The dog barked frantically as the thunder grew louder.
Köpek, gök gürültüsü daha da şiddetlendikçe çılgınca havladı.



























