Ara
to foreordain
01
önceden karar vermek
to plan something before it happens
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
foreordain
3. tekil kişi
foreordains
şimdiki zaman ortacı
foreordaining
basit geçmiş zaman
foreordained
geçmiş zaman ortacı
foreordained
Örnekler
Even though it seemed spontaneous, the surprise party was foreordained months in advance.
Spontane görünse de, sürpriz parti aylar önceden önceden belirlenmişti.
02
takdir etmek
to decide in advance by a higher power or divine plan
Örnekler
She believed that her chance meeting with her long-lost friend was not mere coincidence but foreordained by the divine.
Uzun zamandır kayıp olan arkadaşıyla karşılaşmasının sadece bir tesadüf olmadığını, ilahi bir güç tarafından önceden belirlenmiş olduğuna inanıyordu.
Leksikal Ağaç
foreordained
foreordain



























