Ara
fluent
01
akıcı, rahat
able to speak or write clearly and effortlessly
Örnekler
She gave a fluent explanation of the new policy.
O, yeni politika hakkında akıcı bir açıklama yaptı.
02
akıcı, rahat
moving or performing an action in a smooth, graceful, and effortless manner
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
most fluent
karşılaştırma derecesi
more fluent
derecelendirilebilir
Örnekler
The pianist's fluent fingers danced over the keys.
Piyanistin akıcı parmakları tuşların üzerinde dans ediyordu.
03
akıcı, hâkim
having proficiency in speaking or writing a foreign language without difficulty
Örnekler
Maria is fluent in Italian after living in Rome for two years.
Maria, Roma'da iki yıl yaşadıktan sonra İtalyanca'da akıcı.
04
akıcı, düzgün
(of a foreign language speech) smooth, accurate, and natural-sounding
Örnekler
His fluent French impressed the locals during his trip.
Onun akıcı Fransızcası, seyahati sırasında yerlileri etkiledi.
05
akıcı, akışkan
capable of flowing freely and smoothly
Örnekler
There was a fluent stream of water from the broken pipe.
Kırık borudan akıcı bir su akışı vardı.
Leksikal Ağaç
fluently
influent
fluent



























