Ara
fluent
01
akıcı, rahat
able to speak or write clearly and effortlessly
Örnekler
The lawyer 's fluent arguments convinced the jury.
Avukatın akıcı argümanları jüriyi ikna etti.
02
akıcı, rahat
moving or performing an action in a smooth, graceful, and effortless manner
Örnekler
The artist 's fluent brush strokes created a beautiful painting.
Sanatçının akıcı fırça darbeleri güzel bir resim yarattı.
03
akıcı, hâkim
having proficiency in speaking or writing a foreign language without difficulty
Örnekler
He is fluent in multiple languages, including Russian and French.
Rusça ve Fransızca dahil olmak üzere birden fazla dilde akıcıdır.
04
akıcı, düzgün
(of a foreign language speech) smooth, accurate, and natural-sounding
Örnekler
His fluent Persian made communication effortless.
Onun akıcı Farsçası iletişimi zahmetsiz hale getirdi.
05
akıcı, akışkan
capable of flowing freely and smoothly
Örnekler
The fluent discharge from the wound indicated healing.
Yaradan akıcı akıntı iyileşmeyi gösteriyordu.
Leksikal Ağaç
fluently
influent
fluent



























