Ara
flabby
01
gevşek
(of a part of the body) loose and lacking firmness
onaylamayan
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
flabbiest
karşılaştırma derecesi
flabbier
derecelendirilebilir
Örnekler
After months of inactivity, his once-toned muscles had become flabby.
Aylarca hareketsiz kaldıktan sonra, bir zamanlar sıkı olan kasları gevşek hale gelmişti.
02
gevşek, zayıf
lacking effectiveness or substance
Örnekler
Her arguments were flabby and failed to convince the audience.
Onun argümanları gevşek idi ve izleyicileri ikna etmeyi başaramadı.
03
gevşek, sarkık
(of a person) having excess body fat
Örnekler
The flabby man avoided mirrors because he hated how he looked.
Sarkık adam, nasıl göründüğünden nefret ettiği için aynalardan kaçınırdı.
Leksikal Ağaç
flabbily
flabbiness
flabby
flab



























