Ara
flabby
01
gevşek
(of a part of the body) loose and lacking firmness
Disapproving
Örnekler
Despite her best efforts, she struggled to tone her flabby thighs through exercise alone.
En iyi çabalarına rağmen, sadece egzersizle sarkık uyluklarını sıkılaştırmakta zorlandı.
02
gevşek, zayıf
lacking effectiveness or substance
Örnekler
Management 's flabby response to the crisis angered the employees.
Yönetimin krize verdiği gevşek yanıt çalışanları kızdırdı.
03
gevşek, sarkık
(of a person) having excess body fat
Örnekler
The doctor advised the flabby patient to start a healthier diet.
Doktor, gevşek hastaya daha sağlıklı bir diyete başlamasını tavsiye etti.
Leksikal Ağaç
flabbily
flabbiness
flabby
flab



























