Ara
to fend for
[phrase form: fend]
01
kendi başının çaresine bakmak, idare etmek
to take care of oneself, especially in a challenging or difficult situation, without the help or support of others
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
öbeksi
eylem fiili
düzenli
ayrılamaz
edat
for
temel fiil
fend
şimdiki zaman
fend for
3. tekil kişi
fends for
şimdiki zaman ortacı
fending for
basit geçmiş zaman
fended for
geçmiş zaman ortacı
fended for
Örnekler
The survivalist had to fend for food and shelter in the wilderness.
Hayatta kalan kişi, vahşi doğada yiyecek ve barınak için kendi başının çaresine bakmak zorunda kaldı.
02
savunmak, korumak
to support or protect someone, particularly in arguments
Örnekler
The spokesperson adeptly fended for the organization, addressing concerns raised by the media.
Sözcü, medyanın gündeme getirdiği endişeleri ele alarak organizasyonu ustaca savundu.



























