extinct
ex
ˈɪks
iks
tinct
tɪnkt
tinkt
chinkeddistinctsuccinctlinked

"extinct"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

extinct
01

nesli tükenmiş

(of an animal, plant, etc.) not having any living members, either due to natural causes, environmental changes, or human activity 
extinct definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
most extinct
karşılaştırma derecesi
more extinct
derecelendirilebilir
Örnekler
The dodo bird is an example of a species that is now extinct, as it disappeared centuries ago due to human activity. 

Dodo kuşu, artık nesli tükenmiş bir türün örneğidir, çünkü yüzyıllar önce insan faaliyetleri nedeniyle yok oldu.

02

sönmüş, etkin olmayan

(of a volcano) not erupted in recorded history, and not expected to erupt again 

dead

Örnekler
Mount Buninyong in Victoria is classified as an extinct volcano, its crater long since weathered away. 

Victoria'daki Buninyong Dağı, sönmüş bir yanardağ olarak sınıflandırılır ve krateri çoktan aşınmıştır.

03

sönmüş, tükenmiş

(of something once burning, active, or vibrant) having lost its heat, glow, or intensity 
Örnekler
The campfire lay extinct at dawn, its embers reduced to gray ash. 

Kamp ateşi şafakta sönmüş halde yatıyordu, korları gri kül haline gelmişti.

04

soyu tükenmiş, kaybolmuş

applied to languages, customs, or technologies that have disappeared or ceased to be used 
Örnekler
Scholars study extinct languages like Linear A to unlock ancient Civilizations' secrets. 

Âlimler, kadim medeniyetlerin sırlarını çözmek için Lineer A gibi soyu tükenmiş dilleri inceler.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store