Ara
established
01
yerleşik, tanınmış
(of a person) respected and well-known in a profession due to extensive experience and demonstrated skill
Approving
Örnekler
The writer is an established figure in contemporary literature.
Yazar, çağdaş edebiyatta yerleşik bir figürdür.
02
yerleşik, kabul görmüş
widely acknowledged as valid or customary
Approving
Örnekler
The established rules of etiquette dictate proper behavior at formal events such as weddings and business functions.
Nezaket kurallarının yerleşmiş olanları, düğünler ve iş fonksiyonları gibi resmi etkinliklerde uygun davranışı belirler.
03
yerleşik, köklü
not likely to change
Örnekler
Their business relationship became established after years of collaboration.
İş ilişkileri, yıllarca süren işbirliğinden sonra yerleşik hale geldi.
04
doğallaşmış, alışmış
(of a species, plant, or practice) introduced from another region and persisting naturally without cultivation
Örnekler
Established trees lined the avenue, having been planted decades ago.
Onlarca yıl önce dikilmiş, yerleşik ağaçlar caddede sıralanmıştı.
05
kanıtlanmış, ispatlanmış
demonstrated to be true, valid, or proven beyond reasonable doubt
Örnekler
Established principles of physics guide engineers in their designs.
Fiziğin kanıtlanmış ilkeleri, mühendisleri tasarımlarında yönlendirir.
Leksikal Ağaç
unestablished
established
establish



























