Ara
elevated
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
geçmiş ortaç sıfatı
niteliksel
üstünlük derecesi
most elevated
karşılaştırma derecesi
more elevated
derecelendirilebilir
Örnekler
The city constructed an elevated highway to reduce traffic congestion on surface streets.
Şehir, yüzey sokaklarındaki trafik sıkışıklığını azaltmak için yükseltilmiş bir otoyol inşa etti.
Örnekler
Her elevated heart rate indicated she was very excited.
Yüksek kalp atış hızı, çok heyecanlı olduğunu gösteriyordu.
03
yüksek, asil
having or demonstrating a high level of moral value
Örnekler
His elevated sense of justice made him a respected leader in the community.
Onun yüksek adalet anlayışı, toplumda saygın bir lider olmasını sağladı.
04
yüksek, üstün
possessing or demonstrating a high level of intellectual depth, sophistication, or significance
Örnekler
The professor’s lecture offered an elevated analysis of modern philosophical theories.
Profesörün dersi, modern felsefi teorilerin yüksek bir analizini sundu.
Örnekler
The executive’s elevated position within the company granted him significant influence over major decisions.
Yöneticinin şirket içindeki yüksek pozisyonu, önemli kararlar üzerinde önemli bir etki sağladı.
Elevated
01
yükseltilmiş demiryolu, hafif raylı sistem
a train system built on tracks raised above ground level, typically supported by structures like columns or beams
Dialect
American
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
elevateds
Örnekler
The city’s elevated offers a quick and scenic way to travel across neighborhoods.
Şehrin yükseltilmiş sistemi, mahalleler arasında hızlı ve manzaralı bir seyahat yolu sunar.
Leksikal Ağaç
elevated
elevate
elev



























