to double-cross
dou
da
ble
bəl
bēl
cross
krɒs
kros

"double-cross"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to double-cross
01

kazık atmak

to betray a person that one is in cooperation with, often when they want to do something illegal together 
Transitive: to double-cross a person or organization
to double-cross definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
bileşik
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
double-cross
3. tekil kişi
double-crosses
şimdiki zaman ortacı
double-crossing
basit geçmiş zaman
double-crossed
geçmiş zaman ortacı
double-crossed
Örnekler
The criminal double-crossed his partner by taking the stolen goods and fleeing with them alone. 

Suçlu, çalıntı malları alarak ve yalnız başına kaçarak ortağını aldattı.

Double-cross
01

ihanet, aldatma

an act of betrayal, especially one involving deceit against an ally or partner 
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
double-crosses
Örnekler
He suffered a double-cross when his partner stole the plans. 

Ortağı planları çaldığında bir ihanet yaşadı.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store