Ara
to diddle
01
dolandırmak, kandırmak
to deceive someone through dishonesty, often resulting in the loss of something valuable
Transitive: to diddle sb | to diddle sb out of sth
Örnekler
The con artist diddled elderly individuals out of their life savings by pretending to offer financial advice.
Dolandırıcı, finansal danışmanlık sunduğunu iddia ederek yaşlı bireyleri kandırdı ve hayat boyu biriktirdikleri paralarını aldı.
02
oynamak, kurcalamak
to play or handle something, often in a trivial or careless way
Transitive: to diddle with sth
Örnekler
The kids spent the afternoon diddling with their toys in the living room.
Çocuklar öğleden sonrayı oturma odasında oyuncaklarıyla oyalanarak geçirdiler.



























