crimson
crim
ˈkrɪm
krim
son
zən
zen
/kɹˈɪmsən/

"crimson"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

crimson
01

bordo

having a rich, dark red color with tints of purple
crimson definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
most crimson
karşılaştırma derecesi
more crimson
derecelendirilebilir
02

kızıl, kanlı

characterized by violence or bloodshed
03

kızıl, al

(of a face) deep red or flushed, often due to intense emotion, embarrassment, or exertion
Örnekler
The news of the surprise party made her face turn a bright crimson with excitement.
Sürpriz partinin haberi, heyecandan yüzünün parlak bir kırmızıya dönmesine neden oldu.
Crimson
01

kızıl, derin kırmızı

a deep and vivid red color
crimson definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
crimsons
to crimson
01

kızarmak, al al olmak

to become red in the face, especially as a result of embarrassment or shame
Intransitive
to crimson definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
crimson
3. tekil kişi
crimsons
şimdiki zaman ortacı
crimsoning
basit geçmiş zaman
crimsoned
geçmiş zaman ortacı
crimsoned
Örnekler
He tried to hide his mistake, but his face instantly crimsoned, giving it away.
Hatâsını saklamaya çalıştı, ama yüzü anında kızardı, onu ele verdi.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store