crank
crank
krænk
krānk
crackcronkcrunkclank

"crank"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

Crank
01

manivela

a device that allows movement between mechanical parts of a machine or converts backward and forward motion into circular movement 
crank definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
cranks
Örnekler
The engineer used a crank to manually adjust the height of the lifting mechanism. 

Mühendis, kaldırma mekanizmasının yüksekliğini manuel olarak ayarlamak için bir krank kullandı.

02

eksantrik, acayip kişi

an unconventional person 
crank definition and meaning
Örnekler
He's a charming crank with unusual hobbies. 

O, sıra dışı hobileri olan büyüleyici bir eksantrik.

03

metamfetamin, crank

methamphetamine, typically in powdered or crystalline form, often used recreationally 
argo
Örnekler
He bought some crank from a dealer downtown. 

Şehir merkezindeki bir satıcıdan crank satın aldı.

04

huysuz, asabi

a person who is easily irritated or bad-tempered 
Örnekler
Don't mind him; he's always been a crank. 

Ona aldırma; o her zaman bir huysuz olmuştur.

to crank
01

çevirmek, döndürmek

to rotate, turn, or operate using a crank handle 
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
crank
3. tekil kişi
cranks
şimdiki zaman ortacı
cranking
basit geçmiş zaman
cranked
geçmiş zaman ortacı
cranked
Örnekler
He cranked the winch to raise the sail. 

Yelkeni kaldırmak için vinci krankla çevirdi.

02

bükmek, eğmek

to bend, twist, or shape something into the form of a crank 
Örnekler
The metal rod was cranked to fit the machine. 

Metal çubuk, makineye uyacak şekilde kıvrıldı.

03

kolla sıkıştırmak, kolla sabitlemek

to fasten or secure using a crank mechanism 
Örnekler
The gate was cranked closed during the storm. 

Kapı, fırtına sırasında krankla kapatıldı.

04

çevirerek çalıştırmak, krankla çalıştırmak

to start an engine or device by turning a crank 
Örnekler
He cranked the motorbike to start the engine. 

O, motoru çalıştırmak için motosikleti krankla çevirdi.

05

kıvrılmak, dolanmak

to travel, move, or progress along a zigzag or winding path 
Örnekler
The river cranked through the valley. 

Nehir, vadiden dolanarak aktı.

crank
01

dengesiz, zor yönetilen

(of a boat) tending to heel, tip, or lean over easily under sail 
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
crankest
karşılaştırma derecesi
cranker
derecelendirilebilir
Örnekler
The small dinghy is crank and needs careful handling in strong winds. 

Küçük sandal dengesizdir ve kuvvetli rüzgarlarda dikkatli kullanım gerektirir.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store