crank
crank
krænk
krenk
/kɹˈæŋk/

"crank"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

Crank
01

manivela

a device that allows movement between mechanical parts of a machine or converts backward and forward motion into circular movement
crank definition and meaning
Örnekler
Regular maintenance checks ensure that the crank remains aligned and properly lubricated for optimal performance.
Düzenli bakım kontrolleri, krank milinin hizalanmış ve uygun şekilde yağlanmış kalmasını sağlayarak optimal performans sağlar.
02

eksantrik, acayip kişi

an unconventional person
crank definition and meaning
Örnekler
That crank built his house entirely out of recycled materials.
O tuhaf kişi evini tamamen geri dönüştürülmüş malzemelerden inşa etti.
03

metamfetamin, crank

methamphetamine, typically in powdered or crystalline form, often used recreationally
Slang
Örnekler
Police found crank hidden in a backpack during the raid.
Polis, baskın sırasında bir sırt çantasında saklanmış metamfetamin buldu.
04

huysuz, asabi

a person who is easily irritated or bad-tempered
Örnekler
He 's a crank in the mornings until he drinks coffee.
Kahve içene kadar sabahları bir huysuzdur.
to crank
01

çevirmek, döndürmek

to rotate, turn, or operate using a crank handle
Örnekler
The operator cranked the lever to lift the gate.
Operatör, kapıyı kaldırmak için kolu çevirdi.
02

bükmek, eğmek

to bend, twist, or shape something into the form of a crank
Örnekler
Crank the wire carefully to match the design.
Kranklayın teli dikkatlice tasarıma uyacak şekilde.
03

kolla sıkıştırmak, kolla sabitlemek

to fasten or secure using a crank mechanism
Örnekler
He cranked the hoist to hold the load in place.
Yükü yerinde tutmak için vincin kolunu çevirdi.
04

çevirerek çalıştırmak, krankla çalıştırmak

to start an engine or device by turning a crank
Örnekler
They cranked the pump to get it running.
Onu çalıştırmak için pompayı krankla çevirdiler.
05

kıvrılmak, dolanmak

to travel, move, or progress along a zigzag or winding path
Örnekler
They cranked the old carriage along the switchback road.
Onlar, virajlı yol boyunca eski arabayı crank ettiler.
crank
01

dengesiz, zor yönetilen

(of a boat) tending to heel, tip, or lean over easily under sail
Örnekler
He avoided taking the crank vessel into choppy waters.
O, dengesiz gemiyi dalgalı sulara götürmekten kaçındı.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store