cozy
co
ˈkəʊ
kew
zy
zi
zi
dozynosyposyrosy
cosy

"cozy"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

cozy
01

kuytu

(of a place) relaxing and comfortable, particularly because of the warmth or small size of the place 
cozy definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
coziest
karşılaştırma derecesi
cozier
derecelendirilebilir
Örnekler
I like to sit in my cozy armchair with a good book. 

Rahat koltuğumda rahat bir kitapla oturmayı seviyorum.

02

rahat, sıcacık

providing warmth, softness, and a sense of ease or relaxation, often associated with comfort in clothing, accessories, or experiences 
onaylayıcı
Örnekler
These cozy socks keep my feet warm during the winter. 

Bu rahat çoraplar kışın ayaklarımı sıcak tutuyor.

03

kuytu

having or fostering a warm or friendly and informal atmosphere 
04

gizli, ortak

implying secret cooperation or collusion, often in a way that is comfortable or overly familiar 
onaylamayan
Örnekler
The politicians had a cozy relationship that raised concerns about transparency. 

Politikacıların, şeffaflık konusunda endişelere yol açan samimi bir ilişkisi vardı.

Cozy
01

çaydanlık kılıfı, ısıtıcı örtü

a padded cloth covering designed to keep a teapot warm by insulating it 
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
cozies
Örnekler
She placed a cozy over the teapot to keep the tea warm. 

Çayı sıcak tutmak için çaydanlığın üzerine bir çaydanlık kılıfı koydu.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store