Ara
to correlate
01
ilişkisi olmak
to be closely connected or have mutual effects
Transitive: to correlate with sth
Örnekler
The rising temperatures in the region correlate with an increase in heat-related illnesses.
Bölgedeki yükselen sıcaklıklar, sıcaklıkla ilgili hastalıklardaki artışla ilişkilidir.
02
ilişkilendirmek, karşılıklı ilişki göstermek
to cause or show a mutual relation between two things
Ditransitive: to correlate sth with sth
Örnekler
The curriculum redesign aimed to correlate classroom learning with real-world applications.
Müfredatın yeniden tasarlanması, sınıf içi öğrenmeyi gerçek dünya uygulamalarıyla ilişkilendirmeyi amaçladı.
Correlate
01
ilişkili değişken, bağlantılı faktör
one of two or more variables or factors that are related or show a mutual connection
Örnekler
Stress and sleep quality are known correlates affecting health.
Stres ve uyku kalitesi, sağlığı etkileyen bilinen ilişkili faktörlerdir.
correlate
01
ilişkili, bağlantılı
having a mutual or reciprocal relationship with something else
Örnekler
Blood pressure is a correlate indicator of cardiovascular health.
Kan basıncı, kardiyovasküler sağlığın ilişkili bir göstergesidir.
Leksikal Ağaç
correlated
correlation
correlative
correlate
correl



























