confrontation
conf
ˌkɒnf
konf
ron
rən
rēn
ta
ˈteɪ
tei
tion
ʃən
shēn
cauterizationhybridizationserializationgesticulation

"confrontation"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

Confrontation
01

yüzleşme

the act of hostile parties coming into conflict or opposition 
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
confrontations
Örnekler
The police prevented a confrontation between rival gangs. 

Polis, rakip çeteler arasında bir çatışmayı önledi.

02

yüzleşme, karşı karşıya gelme

a bold or direct challenge to someone or something 
Örnekler
She staged a confrontation with the corrupt official. 

O, yolsuz yetkiliyle bir yüzleşme sahneledi.

03

karşılaştırma, yan yana karşılaştırma

a careful side-by-side comparison of data, ideas, or evidence 
Örnekler
The report included a confrontation of historical records. 

Rapor, tarihi kayıtların bir karşılaştırmasını içeriyordu.

04

meydan okuma, karşılaşma

a situation of hostility or strong disagreement between two opposing individuals, parties, or groups 
Örnekler
The heated confrontation between the neighbors stemmed from a dispute over property boundaries. 

Komşular arasındaki şiddetli yüzleşme, mülkiyet sınırları üzerine bir anlaşmazlıktan kaynaklandı.

05

yüzleşme, karşı karşıya gelme

discord arising from opposing ideas, beliefs, or opinions 
Örnekler
There was a confrontation of philosophies at the conference. 

Konferansta felsefeler arasında bir karşılaşma vardı.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store