confrontation
conf
ˌkɑnf
kanf
ron
rən
ren
ta
ˈteɪ
tey
tion
ʃən
şen
/kɒnfɹəntˈe‍ɪʃən/

"confrontation"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

Confrontation
01

yüzleşme

the act of hostile parties coming into conflict or opposition
Örnekler
The meeting escalated into a confrontation between the factions.
Toplantı, gruplar arasında bir çatışmaya dönüştü.
02

yüzleşme, karşı karşıya gelme

a bold or direct challenge to someone or something
Örnekler
Students organized a confrontation to question the administration.
Öğrenciler, yönetimi sorgulamak için bir yüzleşme düzenledi.
03

karşılaştırma, yan yana karşılaştırma

a careful side-by-side comparison of data, ideas, or evidence
Örnekler
The teacher led a confrontation of student essays for grading.
Öğretmen, notlandırma için öğrenci denemelerinin bir karşılaştırmasını yönetti.
04

meydan okuma, karşılaşma

a situation of hostility or strong disagreement between two opposing individuals, parties, or groups
Örnekler
The teacher mediated a confrontation between two students who had been arguing during recess.
Öğretmen, teneffüs sırasında tartışan iki öğrenci arasında bir yüzleşme aracılık etti.
05

yüzleşme, karşı karşıya gelme

discord arising from opposing ideas, beliefs, or opinions
Örnekler
Confrontation of opinions can strengthen decision-making.
Görüşlerin karşılaştırılması karar vermeyi güçlendirebilir.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store