Ara
chilling
01
korkutucu, ürkütücü
causing an intense feeling of fear or unease
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
şimdiki ortaç sıfatı
niteliksel
üstünlük derecesi
most chilling
karşılaştırma derecesi
more chilling
derecelendirilebilir
Örnekler
The chilling tale of the serial killer sent shivers down her spine.
Seri katilin ürpertici hikayesi onun tüylerini diken diken etti.
02
dondurucu, soğutucu
causing a sensation of cold or lowering the temperature
Örnekler
The mountain breeze was sharp and chilling.
Dağ esintisi keskin ve üşütücü idi.
Chilling
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılamaz
Örnekler
The lab conducted tests on the chilling and freezing of liquids.
Laboratuvar, sıvıların soğutulması ve dondurulması üzerine testler yaptı.
Leksikal Ağaç
chillingly
chilling
chill



























