Ara
to advocate
01
savunmak, müdafaa etmek, desteklemek
to publicly support or recommend something
Intransitive: to advocate for sth
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
advocate
3. tekil kişi
advocates
şimdiki zaman ortacı
advocating
basit geçmiş zaman
advocated
geçmiş zaman ortacı
advocated
Örnekler
The doctor continues to advocate for healthier lifestyles to prevent chronic diseases.
Doktor, kronik hastalıkları önlemek için daha sağlıklı yaşam tarzlarını savunmaya devam ediyor.
02
savunmak, desteklemek
to publicly support or argue in favor of a cause, policy, or idea
Transitive: to advocate a cause or idea
Örnekler
The scientist advocates immediate action to combat climate change.
Bilim insanı, iklim değişikliğiyle mücadele etmek için derhal harekete geçilmesini savunuyor.
Advocate
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
insan
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
advocates
Örnekler
The advocate cross-examined the witness, revealing inconsistencies in their testimony.
Avukat, tanığı çapraz sorgulayarak ifadesindeki tutarsızlıkları ortaya çıkardı.
02
savunucu, destekçi
someone who actively supports, promotes, or defends a particular cause or viewpoint, often through public speaking, writing, or activism
Örnekler
As a human rights advocate, she travels globally to support marginalized communities.
Bir insan hakları savunucusu olarak, marjinalleştirilmiş toplulukları desteklemek için dünya çapında seyahat eder.
Leksikal Ağaç
advocator
advocate
advoc



























