Ara
to caution
01
ihtar vermek
to warn someone of something that could be difficult or dangerous
Transitive: to caution sb about sth
Ditransitive: to caution sb to do sth
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
caution
3. tekil kişi
cautions
şimdiki zaman ortacı
cautioning
basit geçmiş zaman
cautioned
geçmiş zaman ortacı
cautioned
Örnekler
The financial advisor is cautioning investors about market volatility.
Finans danışmanı, yatırımcıları piyasa dalgalanmaları konusunda uyarıyor.
Caution
01
dikkatli olma, ihtiyat
the quality of being careful and attentive to possible danger or risk
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılamaz
Örnekler
The hiker moved with caution along the cliff edge.
Yürüyüşçü, uçurum kenarı boyunca dikkatle ilerledi.
02
dikkat, ihtiyat
prudence in avoiding harm, danger, or mistakes
Örnekler
The teacher advised caution while climbing the ladder.
Öğretmen merdivene çıkarken dikkatli olmayı tavsiye etti.
03
dikkat
a piece of advice or a warning
Örnekler
The label on the medication bottle included a caution about possible side effects and instructions for safe usage.
İlaç şişesinin üzerindeki etikette, olası yan etkiler hakkında bir uyarı ve güvenli kullanım talimatları yer alıyordu.



























