Ara
Bud
Örnekler
The tree branches were covered in tiny buds, promising new leaves and flowers in the coming spring.
Ağaç dalları, gelecek baharda yeni yapraklar ve çiçekler vaat eden küçük tomurcuklarla kaplıydı.
02
tomurcuk, gonca
a flower that has begun to open but is not yet fully unfolded
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
buds
Örnekler
The rose bud showed a hint of pink.
Gül tomurcuğu pembemsi bir ipucu gösteriyordu.
03
ot, esrar
marijuana, especially the flower of the cannabis plant
argo
Örnekler
He rolled up some bud before the concert.
Konserden önce biraz bud sardı.
to bud
01
tomurcuklanmak, filizlenmek
(of a plant) to develop small, immature growths that will eventually become leaves, flowers, or shoots
Intransitive
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
bud
3. tekil kişi
buds
şimdiki zaman ortacı
budding
basit geçmiş zaman
budded
geçmiş zaman ortacı
budded
Örnekler
In spring, trees bud with fresh leaves, signaling the arrival of warmer weather.
İlkbaharda ağaçlar taze yapraklarla tomurcuklanır, daha sıcak havaların geldiğini işaret eder.
02
tomurcuklanmak, filizlenmek
to start developing or emerging, like a bud forming on a plant
Intransitive
Örnekler
The idea for the project began to bud during their brainstorming session.
Projenin fikri, beyin fırtınası seansları sırasında filizlenmeye başladı.



























