Ara
concomitantly
01
eşzamanlı olarak, beraberinde
at the same time or alongside something else
Örnekler
The introduction of new policies was concomitantly met with public debate.
Yeni politikaların tanıtılması, eşzamanlı olarak kamuoyu tartışmasıyla karşılandı.
Leksikal Ağaç
concomitantly
concomitant
concomit



























