Ara
to fly around
[phrase form: fly]
01
düzensizce hareket etmek, karmakarışık davranmak
to act in a disorganized or chaotic manner
Örnekler
When the unexpected emergency alarm went off, passengers in the building started to fly around in a state of confusion.
Beklenmedik acil durum alarmı çaldığında, binadaki yolcular bir kargaşa durumunda etrafta uçuşmaya başladı.
02
yayılmak, hızla dolaşmak
(of ideas, rumors, etc.) to spread widely and quickly
Örnekler
Political rumors can fly around the capital, affecting public opinion.
Siyasi söylentiler başkentte hızla yayılabilir, kamuoyunu etkileyebilir.



























