yak
yak
jæk
yek
/jˈak/

"yak"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

01

tibet sığırı

a large wild ox with shaggy coat and long horns that is domesticated in Tibet
yak definition and meaning
Örnekler
During our trek in the mountains, we encountered a herd of yaks grazing peacefully on the high-altitude grasslands.
Dağlardaki yürüyüşümüz sırasında, yüksek rakımlı çayırlarda huzur içinde otlayan bir yak sürüsüyle karşılaştık.
02

gevezelik, çene çalma

loud, often trivial or continuous talk, usually informal or gossipy
Örnekler
The office was filled with yak while everyone waited for the meeting to start.
Ofis, herkesin toplantının başlamasını beklerken gevezelikle doluydu.
to yak
01

dur durak konuşmak, gevelemek

to talk persistently, often in a tedious or annoying manner
Örnekler
The radio host yakked about celebrity gossip for the entire duration of the show, neglecting other relevant topics.
Radyo sunucusu, programın tamamı boyunca ünlü dedikoduları hakkında gevezelik etti, diğer ilgili konuları ihmal etti.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store