wire
wire
waɪə
vaie
tyrelyreshirequire

"wire"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

Wire
01

tel

a thin metal strand or filament used for fastening, forming cages, fences, or similar structures 
wire definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
wires
Örnekler
The farmer repaired the fence using galvanized wire. 

Çiftçi, galvanizli tel kullanarak çiti onardı.

02

kablo

a long and thin piece of metal that carries an electric current 
wire definition and meaning
Örnekler
The electrician installed new wire to ensure the lights functioned properly. 

Elektrikçi, ışıkların düzgün çalışmasını sağlamak için yeni tel taktı.

03

telgraf, telegram

a message sent via telegraph 
Örnekler
The newsroom received a wire about the breaking news. 

Haber odası, son dakika haberleri hakkında bir telgraf aldı.

04

bitiş çizgisi, varış şeridi

the point marking the end of a race where competitors complete the course 
Örnekler
The horse crossed the wire first in a close finish. 

At, sıkı bir finişte ipi ilk geçen oldu.

to wire
01

elektronik para transferi yapmak, havale yapmak

to electronically transfer money from one bank account to another 
to wire definition and meaning
Örnekler
The bank charges a fee when you wire money abroad. 

Banka, yurt dışına havale yaptığınızda bir ücret alır.

02

tel takmak

to install electrical circuits or connections 
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
wire
3. tekil kişi
wires
şimdiki zaman ortacı
wiring
basit geçmiş zaman
wired
geçmiş zaman ortacı
wired
Örnekler
The electrician wired the new office for power and internet. 

Elektrikçi, yeni ofisi elektrik ve internet için kabloladı.

03

telgraf çekmek, kablo ile göndermek

to send a message via telegram or cable 
Örnekler
They wired the news of the birth to relatives overseas. 

Onlar, doğum haberini yurtdışındaki akrabalara telgrafla iletti.

04

kablolamak, bağlamak

to string, thread, or secure items along a wire 
Örnekler
The lights were wired along the fence. 

Işıklar çitin boyunca kablolarla bağlanmıştı.

05

programlamak, koşullandırmak

to set up or program someone or something in a way that naturally inclines them toward a particular behavior, response, or way of thinking 
Ditransitive: to wire sb to do sth
Örnekler
From a young age, he was wired to be curious and always asked questions about how things worked. 

Küçük yaşlardan itibaren, meraklı olmak için bağlanmıştı ve her zaman bir şeylerin nasıl çalıştığını sorardı.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store