Ara
Verge
01
kenar, sınır
the limit beyond which something happens or changes
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
verges
02
kenar, sınır
a region marking a boundary
03
yol kenarı, şerit
the strip of land bordering a road, often covered with grass or vegetation
Örnekler
She walked her dog along the grassy verge.
Köpeğini çimenli kenarda gezdirdi.
04
asa, törensel değnek
a ceremonial or emblematic staff
05
üçgen çatıdan çıkıntı yapan kiremit kenarı
the edge or border of a roof, typically where it meets the gable or end wall of a building
to verge
01
yaklaşmak
to be on the edge or border of something
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
durum fiili
düzenli
şimdiki zaman
verge
3. tekil kişi
verges
şimdiki zaman ortacı
verging
basit geçmiş zaman
verged
geçmiş zaman ortacı
verged
Örnekler
He was verging on tears after hearing the bad news.
Kötü haberi duyduktan sonra gözyaşlarına yakın durumdaydı.



























