Ara
bleak
01
soğuk ve kasvetli (hava)
(of weather) unpleasantly cold and often windy
Örnekler
The bleak weather made the landscape look lifeless and barren.
Kasvetli hava, manzarayı cansız ve çorak gösterdi.
02
umutsuz, gelecek vaad etmeyen
(of situations) not giving any or much hope or encouragement
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
bleakest
karşılaştırma derecesi
bleaker
derecelendirilebilir
Örnekler
His financial situation was bleak, with mounting debts and few options.
Mali durumu umutsuzdu, artan borçları ve az seçeneği vardı.
03
soğuk
(of a person) having a cold and unwelcoming appearance, often indicating emotional distance or disapproval
Örnekler
His bleak expression made it clear that he was not in the mood to talk.
Onun kasvetli ifadesi, konuşmak için modunda olmadığını açıkça belli etti.
Örnekler
The bleak area had little more than dried grass and a few bushes.
Kasvetli alanda kuru otlardan ve birkaç çalıdan başka pek bir şey yoktu.
Bleak
01
inci balığı, gümüş balığı
a type of small freshwater fish found in Europe and Asia
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
hayvan
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
bleaks
Örnekler
The fisherman pulled in a few bleak, eager to get a bigger catch.
Balıkçı, daha büyük bir av yakalamak isteğiyle birkaç tatlısu kefali çekti.
Leksikal Ağaç
bleakly
bleakness
bleak



























