to vacuum
va
ˈvæ
cuum
kju:m
kyoom

"vacuum"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to vacuum
01

elektrik süpürgesiyle temizlemek

to clean a surface by using a machine that sucks up dirt, dust, etc. 
Dialect
hooverbritish flagBritish
Transitive: to vacuum a surface
to vacuum definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
vacuum
3. tekil kişi
vacuums
şimdiki zaman ortacı
vacuuming
basit geçmiş zaman
vacuumed
geçmiş zaman ortacı
vacuumed
Örnekler
She vacuums the carpets in the living room every week to keep them clean. 

O, her hafta oturma odasındaki halıları temiz tutmak için elektrik süpürgesiyle temizler.

Vacuum
01

elektrikli süpürge, vakum makinesi

an electrical appliance that cleans surfaces by suction 
vacuum definition and meaning
Örnekler
She bought a new vacuum for cleaning the carpet. 

O, halıyı temizlemek için yeni bir elektrikli süpürge aldı.

02

boşluk, boş alan

an empty area or gap in a physical sense 
vacuum definition and meaning
Örnekler
There was a vacuum in the room where furniture had been removed. 

Mobilyaların kaldırıldığı odada bir boşluk vardı.

03

boşluk

a space that is utterly empty of all matter 
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
vacuums
Örnekler
In physics, a vacuum is defined as a space devoid of any matter particles, including atoms and molecules. 

Fizikte, vakum, atomlar ve moleküller dahil olmak üzere herhangi bir madde parçacığından yoksun bir alan olarak tanımlanır.

04

boşluk, eksiklik

a gap, lack, or absence in a situation, system, or abstract context 
Örnekler
There was a vacuum in the schedule between meetings. 

Toplantılar arasında programda bir boşluk vardı.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store