Ara
to vacuum
01
elektrik süpürgesiyle temizlemek
to clean a surface by using a machine that sucks up dirt, dust, etc.
Dialect
Transitive: to vacuum a surface
Örnekler
He vacuums the car interior to keep it tidy and free from crumbs.
O, arabayı düzenli ve kırıntılardan arındırılmış tutmak için içini emiyor.
Vacuum
01
elektrikli süpürge, vakum makinesi
an electrical appliance that cleans surfaces by suction
Örnekler
The robot vacuum navigates around furniture automatically.
Robot elektrikli süpürge mobilyaların etrafında otomatik olarak dolaşır.
02
boşluk, boş alan
an empty area or gap in a physical sense
Örnekler
The room had a vacuum in one corner where furniture was missing.
Odanın bir köşesinde mobilyaların eksik olduğu bir boşluk vardı.
Örnekler
The vacuum of space between celestial bodies is not completely empty but is characterized by extremely low density and pressure.
Gök cisimleri arasındaki uzayın vakumu tamamen boş değildir, ancak son derece düşük yoğunluk ve basınç ile karakterize edilir.
04
boşluk, eksiklik
a gap, lack, or absence in a situation, system, or abstract context
Örnekler
He felt a vacuum in his life after moving to a new city.
Yeni bir şehre taşındıktan sonra hayatında bir boşluk hissetti.



























