Ara
upper
01
üst
situated above something similar
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
ilişkisel
derecelendirilemez
Örnekler
The upper shelves in the kitchen hold rarely used cookware.
Mutfaktaki üst raflar nadiren kullanılan mutfak eşyalarını tutar.
02
üst, yukarı
positioned at or close to the top of something
Örnekler
Please place your signature in the upper right-hand corner of the document.
Lütfen imzanızı belgenin üst sağ köşesine yerleştirin.
Örnekler
The upper floors of the building offer views of the city skyline.
Binanın üst katları, şehrin silüetinin manzarasını sunar.
Örnekler
Ancient civilizations thrived in Upper Egypt along the Nile River’s higher reaches.
Eski uygarlıklar, Nil Nehri'nin yukarı kısımlarında Yukarı Mısır'da gelişti.
05
üst, yüksek
greater or higher in level or status
Örnekler
She was born into the upper ranks of society and enjoyed a life of privilege.
Toplumun üst tabakalarında doğdu ve ayrıcalıklı bir hayatın tadını çıkardı.
Upper
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
uppers
Örnekler
The leather uppers on these boots are designed for durability and comfort.
Bu botların deri üst kısımları dayanıklılık ve konfor için tasarlanmıştır.
02
bir uyarıcı, bir enerji verici
a stimulant drug that increases energy, alertness, and physical activity
gayriresmî
Örnekler
He took an upper to stay awake during his overnight study session.
Gece boyunca çalışma seansında uyanık kalmak için bir uyarıcı aldı.
03
üst kat, üst yatak
the higher of two stacked sleeping or resting place on a vehicle, such as a train, ship, or bus
Örnekler
She prefers the upper for its view, especially during scenic train rides.
Özellikle manzaralı tren yolculuklarında manzarası için üst katı tercih ediyor.



























